29 Mayıs 2012 Salı

Varolmayana Mektup

Seni olduğun her halinle seviyorum.

Seni mutlu eden şeyleri yapmanı seviyorum. Cam gibi parlayan gözlerinde mutluluğun ışıltısı çok farklı bir şekilde can buluyor. İzliyorum seni derinden, gizlice.

Hayatındaki koşuşturmaca keyiflendiriyor insanı. O koşuşturmaca arasında alınan nefeslerde yanında olabilmenin kıymetini gün geçtikçe daha iyi anlıyorum. Yalnız kalabilmenin değerini yaşıyorum sende. Yalnızlıktan çıkıp yanıma geleceğini görüyorum gözlerinde. İnsanı şehre bağlayan bütün zincirlere rağmen özgür kalabildiğin sürece benim hayatımsın bunu biliyorum. Özgürlüğün aramızda değil, yanımızda olduğunu bilmek öylesine bir güven ki. Her saniyemizde yaşıyorum bunu.

Çocukça bir muzurlukla dalga geçiyorsun hayatla ve kendinle. Mutlu olmanın yolunu böyle bulmuşsun, geçmişte kalmış bütün sinirler, tartışmalar, üzüntüler. Kimse alamaz ruhunun çocukluğunu elinden. Seviyorsun bunu ve sevdiğin şeyleri nasıl sahiplendiğini görüyorum neşeni korumaya çalıştıkça.

Bazen bana baktığını farkediyorum. Dile getirmediğin sevgini görüyorum gözlerinin ardında. Yanımda zamansız çekilmiş fotoğraflarına bakıyorum, yine bana bakıyorsun, yine gözlerinde aynı bakış. Gözlerini yakaladığımda gözlerinden kaçan ve küçük bir gülümsemeyle dudağında son bulan o bakış... Gözlerinin, nefesinin ardında bir yerlerdeyim ben de, biliyorum.

Günü yaşıyoruz sadece aslında ama yinede, buna rağmen, yanında olabilmek çok güzel. Seni yaşamak, kocaman gülerken dudağının kenarında erimek, bana baktığında gözbebeklerinde kaybolmak, ruhumun parmaklarının ucunda anlam kazanması, seni devamlı yanımda istemem derinlerde bir yerde gizli gizli yatarken; senin yanımda olmasanda orada olduğunu bilmek, anılarımı olduğun yerde yaşatabilmen, seni tüketmeye çalışan herşeye rağmen nefes aldığını bilmem ve bunların bana yetmesi öyle garip geliyor ki. Daha önce hiç bu kadar uzak hissedip, bu kadar yakın olmamıştım. Gerçekten, sevmeyi seninle öğreniyor olabilir miyim?

Orada kalsan, hep orada olduğun gibi kalsan. Böyle o kadar güzelsin ki. Olduğun gibi, kendin gibi öyle yaşanılası bir hayatsın ki. Yine baksan bana, ben seni yakalayınca yine kaçırsan cam gözlerini, yanakların kızarsa. Durumu toparlamaya çalışsan, muzur çocuğum olsan tekrar. Oyun oynamaya kaçsan sonra. Hayat oyununa, koşuşturmacana devam etsen ve bana arada nefesler bıraksan yine.

Keşke varolsan da günümüzü yaşayabilsek,
Keşke varolsan da içimdeki bomboş bir hayale seni anlatmasam,
Keşke varolsan da seni böyle sevebilsem,
Olduğun her halinle, değişmeni beklemeden, çocukça, masumca, özgürce...

Felis esi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder