...
Uçsuz bucaksız uzanıyor Karadeniz gözlerimin önünde.
Güneşin son ışıkları ısıtıyor bedenimi. Kimsenin bu saatte denize
girmemesi garip geliyor. Denize dimdik uzanan kayalıklar, bembeyaz
yüksek dalgalar öylesine görkemli görünüyorki. Beni izliyorsun.
Bakışını
dalgalanan saçlarımda hissediyorum. Seni bakışlarınla başbaşa bırakıp
buz gibi suya giriyorum. Burası sessiz, sen yoksun, geçmiş yok, gelecek
yok... Sadece suyun kulağımda uğuldayan sesi var. Karadeniz bütün
hücrelerimde. Sarıyor beni içten içe. İşte böyle sevebilmeyliyim birini.
Her hücremle, her hücresini sarabilmeliyim. Teninin üstünde su gibi
akabilmeliyim. Kısıtlamamalı hiçbir şey beni. Özgür kalmalıyım
sevebilmek için.
Islak kumların üstüne, dalgaların arasına
oturuyorum. Giden güneşi selamlıyorum. Nerdesin? Gözlerin kısık,
düşünceli, ufka bakıyorsun bir yerlerde. Denize bakıyorum, Güneş solumda
sen karşımdasın, orada ufukta. Deniz kokan esintiyle geziyor dudakların
boynumda. Hayattan çalınmış dakikalar bunlar. Keşke orada olabilseydin
rüzgarla... Ne farkeder ki aslında, başka ufuklara bakıyor olsan da
güzelsin ve yanımdasın sen.
...
Sessiz bir ormanın içine sıkışmış bir seni seviyorumum ben, odun kokan duvarlar arasına sıkışıp kaldım...
Felis esi
Çok etkileyici ve akıcı yanlız imla hataları var onları düzelt.:)
YanıtlaSil