Ayaklarımdan önce gözlerim düştü bile yola...
Gün dağlara gitme günü...
![]() |
| Gecenin içinde bir ışık... |
Garip bir duygu uzun süre dağlarda olacağını bilmek...
Bambaşka...
Dağlarıma gideceğim diye mutlu olsan,
Olamazsın...
Bir yandan hüzünlendirir insanı nedense,
Ama mutlusundur da bir yandan...
İçi içine sığmazken bir yandan insanın,
Bir yandan geride bıraktıklarının ürpertisi çöker içine...
Belirsizlik hissidir belki de bizi çeken.
Kim bilir?
Gidersin,
Geri dönesin gelmez.
Ama içine bir bakarsın ki dönmek istiyorsun.
İçgüdülerinin seni koruma arzusu yok mu...
Engellenemiyor.
Ve fakat kopmak ne mümkün...
Durdukça durasın gelir dağlarının koynunda...
Uyursun,
Uyanasın gelmez tilki uykundan,
Tulumdan çıkasın gelmez buz gibi soğuğa.
Elin mahkum çıkarsın,
Sonra, geri giresin gelmez çadıra...
Tutarsın zirve yolunu gecenin bir karanlığında,
Yine küfredersin kendine,
Ne işim var benim burda?
Sıcacık yatağım dururken...
Ama o tan vakti bir ağarır ki...
Geride kalır herşey...
Annen, baban, abin gelir aklına...
"Anne dua et benim için" der,
Yine koyulursun yola...
Annense uykudadır,
Senin için yatmıştır muhtemelen...
İstemezler gitmeni,
Sümüklü böceksindir sen,
Evini sırtında taşıyan...
Sümüklü böcek benzetmesi sıcacık gelir ruhuna...
Ve bilirsin, seni anlarlar da bir yandan...
"Dağın gelmiş senin, bir gidiversene sen!"
Güneş rotaya vurup içini ısıttığında,
İnanamazsın gördüğüne,
Hiç gördün mü daha önce hayatı bu açıdan?
Belki defalarca...
Ve her seferinde bir farklı,
Sen her seferinde bir farklısın...
Daha bir yontulmuş gibi sanki...
Ama bir yandan yine sensin,
O eski sen...
Kar kıtırdar kramponlarının arasından,
Kulaklarında hissedersin kalp atışlarını,
Kendi nefesinin sesinden söylenenleri duyamazsın...
Ruhunun dayanıklılığı tutarken seni ayakta,
Mantığının korkusu çürütür cesaretini.
Kafanı kaldırırsın..
Ordalardır, için ısınır.
Arkadaşlarını görürsün önünde,
Ve sevdiceğini...
Ama o zirve var ya,
Bir türlü görünmek bilmez...
Git git bitmez...
Bitmeyen bir yolda,
Ekibinin sıcaklığını hisseder huzur dolarsın.
Ama bir kaysa o ayağın,
Bir saniye önce bir ekipken,
Bir saniye sonra tek başınasındır,
Sevdiceğin de yoktur...
Acısı doluverir içine,
Rotanın göbeğinde...
İronik ama sadece kazman vardır elinde tutunabileceğin...
Hayata tutunuşun bir kazmayla olacak deseler,
İnanır mıydım yıllar önce?
Bilemiyorum...
Ayakta durabiliyorum sanarken,
Dengeni kaybedecek gibi olsan,
Bir ip geliverir yukardan,
Girersin...
Tek sanarken kendini,
Aslında değilsindir de...
Sonra son bir adım atarsın,
Rüzgar vuruverir yüzüne...
Bir bakmışsın ki,
Karmakarışık kafanla,
Zirve sırtındasın...
İşte orda çok yakın...
Ama uzak da bir yandan...
Her şey ayaklarının altında...
Yoksa sen mi yukardasın?
Zirve defterine ne yazacaksın?
Ailemi oraya taşımadığım tek gün bile hatırlamıyorum...
İniş vakti gelir
İnmek istemezsin...
İnmek de istersin bir yandan...
Evine dönmek...
Daha çok yol var önünde...
Çadırına ulaştığında bir çay içesin vardır,
Sadece bir çay...
İzin vermez ama,
Vermez işte,
Yağdırıverir tepene, git diye.
Ve sen gitmek istemezsin,
Geri geri gider adımların...
Bir dahaki sefere, en azından bir çayı çok görmeyeceğini ümit eder,
Toplanır gidersin...
Zorundasın...
Ne kadar oraya ait olduğunu hissetsen de,
Değilsindir de bir yandan...
Gerisin geriye yola koyulduğunda,
Bir döner bakarsın.
Bir dahakine içeceğim o çayı der,
İçten içe içemeyebileceğini de bilerek,
Yine geri dönersin geldiğin yere...
Huyu bu işte,
Böyle bağlıyor insanı kendine dağlar...
O kadar küfredersin,
Dönerken bir bakarsın ki,
Ne zaman geri geleceğinin hesabını yapmaya başlamışın...
Çok basit aslında,
Doğanın dengesi bu...
Dengesizliği aslında...
Dengesizlik olmazsa,
Dereler akmaz,
Yağmur yağmaz,
Ağaçlar yaprak vermez,
Yaşam temel öğelerini yitirir...
Denge halini sevmez doğa,
Dengeye ulaşmaya çalışmayı sever...
Ruhunu dengelemektir derdin,
Dengeye kavuşamayacağını bilerek...
Dengeye kavuştuğun gün ise,
Sadece ölürsün...
Yeni yeni beliriyor artık,
Bu belirsizlik hissinin yaşam sebebi olduğu.
Mutluluğu ve hüznü aynı anda yaşayabilmek için,
Küfrederken bile sevgi dolmak için,
Korkuyu ve cesareti birbirini ezmeden hissedebilmek için,
Kafa tutarken bile, kıymet bilmek, değerleri anlamak için,
Büyümek derken bir yandan çocuk kalabilmek için,
Yontulmak derken, diğerlerinin yanında sivri kalabilmek için,
Dinginliğe kavuşurken, isyan edebilmek için,
Kendiliğinden yaşarken, inadına yaşamak için,
Bu dengesizliği korumak için,
Yaşamak için,
Yaşadığımızı anlayabilmemiz için...
Bunun için orda dağlar sanırım...
Ya da biz bunun için gidiyoruz dağlara...
( Yanında iyi gider: Şebnem Ferah - Od )

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder