Başkalarının, başkalarına yaşattıklarının acılarını çekmekten yoruldum...
Üçüncü
kişileri, geçmişleri, gelecekleri, hayatımda istemiyorum artık. O kadar
çok çullandılarki hayatıma, çıktıklarında elimde koca bir sıfır kalıyor
kendime dair, en az "boş"un "o"su kadar boş hissediyorum.
Rahat
bırakın bizi, beni ve biriciklerimi. Artık özgür kalmak istiyorum.
Kelimelerin dudağımın kenarına kadar gelip orada kalmasından yoruldum.
Hep sizin tutarsız, anlamsız, değersiz davranışlarınız yüzünden böyle
oluyor. Hep sizmişim gibi yorumlanıyorum. Hayır, ben o değer
bilmeyenlerden, sevmeyi bilmeyenlerden değilim.
İnadına seni
seviyorum işte! Herkese, herşeye, sana rağmen... Ama beni sınırlarıma
itiyorsun bebeğim ve orayı görmek hiç istemiyorum emin ol. Sessiz geçen
her dakika biraz daha buruyor içimi. Ben bu değilim görmüyor musun?
Perilerim giderse geriye hiçbir şey kalmaz. Seni seviyorum'larımı koru,
ulaşılması zor olmalarını istemiyorum.
Yine de burdayım işte;
boş, dolu, sıfır, bir... Birşey değişmiyor, değişmeyecek. Sadece biraz
daha acıyacak kalbimin çeperleri o kadar. Daha ne olabilir ki? İş bu ki o
çeperler senin ruhuna ne zaman dokunur da acıtır onu bilmiyorum. Sabır
taşıyla arkadaşlığım gün geçtikçe ilerliyor.
Utanma, korkma,
kaçma... Seni görüyorum zaten ben, peki bu yabancılık niye? İnan bana şu
ana kadar dediğimden başka hiçbir şey ima etmedim, etmem. Buyum işte,
olduğum gibiyim, yine dediklerimin arkasındayım. Ve cam gibi duruyorum
karşında...
Ben hep böyle kalırım, yeterki kırma beni...
Bir zamanların perileri...
Felis esi - 2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder